if!
if! 2009 ben ve kız arkadaşım için 14 şubatın ilk saatleriyle 16 şubatın son saatleri arası 4 farklı türden oluşan 4 bağımsız filmden ibaretti bu sene.
öncelikle herkesin ağzına pelesenk olmuş ekonomik krizi bu festivalede bağlamamak olmaz der, bu sene gerek etkinliklerin sayısı ve mekanın kapasitesi olsun gerek reklam ve diğer tanıtım çalışmaları olsun geçen senelere nazaran daha sönük geçtiğini diyebilirim. Enazından bu 3 günde izlediğimiz filmlere olmayan rağbetten somutlayabbilirim diye düşünüyorum. -son 2 filmi emeğin balkonunda ayaklar on koltugun uzerınde salto atarken ellerden kuruyemısten bıskuvıye hatta suan bahsı gecemeyecek daha nıce mamule evımızın bıraz buyuk salonu mod unda ızledıgımızden kıvanc duyarım. -
ızledıgımız fılmlere gelınce; nothing else metters, tokyo!, universalove, the good the bad the weird.
nothing else matters filminde o emeğin meşhur mavi perdeleri kapanırken can havliyle festivaldaşlarıma bu filmin o günkü programın zoruyla seçildiğini olası film çıkışı kazalara mahal vermemek ıcın soyledıgıme sımdı daha cok sukredıyormuyum? hayır Çünkü belki de o son çırpınışım dahil neredeyse hiçbirşey çıkış yolculuğundakı mahrur tavrımı çeviremezdi. son donem kuzey avrupa filmlerinde çok kez gördüğümüz ergen karakterlerimizin "anlık" hayatlarından bir kesit daha sermişler önümüze,bizde programa bakıp e hadi barem dedik, pek de iyi etmemişiz
tokyo!;işte karşımızda 3 rüştünü ispatlamış yönetmenden 3 keyifli hayalperdesi. herbir yönetmenin kendisine has tavrını filmlerine bir güzel yedirdiğini filmlerin ilk karesinde hissedebilmek biz aciz kullara ayrı bir güzellik
universalove ise bir önceki filmden yükselen beklentiyi bir film öteye taşıyabilecek hoş bir süprizdi.her bir habitatın aşk'ın farklı açılarından beslendiği öyküleri insanı içine almakta güçlük çekmiyen cinsten.
the good the bad the weird ; 3 kelime : gereksiz güç kullanımı. yinede "ne oluo leyn" sahnesi için kocaman olmıyanlarından bir alkış hee bide tabi olmazsa olmaz şu uzakdoğulular ne olursa olsun tersten akmasını iyi biliyolar dedirttiği için tekrar vesselam.
p.s. dönüş yolculuğumuzda galatadaki ünlü pilavcıdan aldığımız pilavlarımız eşliğinde izlediğimiz tren yolculuğumuzun en uykulu geceyarısı seanslarını gasp edebilecek kudrete sahip (ki birinizi henüz başlarda kurban verdik) 2 başarılı filmin adını anmadan edemiyeceğimi anladım.tüm iştahımla tavsiye ederim ;
-into the wild
-vals im Bashir


0 yorum:

Copyright © 2008 - 504 - is proudly powered by Blogger
Blogger Template